Sarı Kanarya
Cancan’ın çiftlikte bir atı bir de küçük tayı vardı. Ama hepsinden sevimlisi sarı kanaryasıydı.
Cancan sabah erkenden uyandı; uzun uzun esnedi.
Cancan’ın çiftlikte bir atı bir de küçük tayı vardı. Ama hepsinden sevimlisi sarı kanaryasıydı.
Cancan sabah erkenden uyandı; uzun uzun esnedi.
Bir fare bir devenin yularını eline almış; kibirle “Durma, yürü bakalım” demiş.
Uysal deve yürümeye başlamış. Fare de kendini pehlivan sanmış.
Bir gün tilkinin biri bir kuyuya düşmüş. Çok uğraşmış ama bir türlü kuyudan çıkamamış. O sırada oradan bir teke geçiyormuş. Teke susadığı için kuyuya bakmış. Bir de ne görsün? Kuyuda bir tilki!
Bir zamanlar yoksul bir kadın varmış. Bu kadıncağız o kadar yoksulmuş ki yiyecek yemeği bile yokmuş. Bir gece açlıktan ve soğuktan bir köşede uyuyup kalmış. Rüyasında ak sakallı bir ihtiyar görmüş. Ihtiyar, eğer kediler sultanını bulabilirse yoksulluktan kurtulacağını söylemiş.
Bir zamanlar bir kadınla kocasının çocukları yokmuş ve çocuk sahibi olmayı çok istiyorlarmış. Gel zaman git zaman kadın sonunda bir bebek beklediğini fark etmiş.
Bir gün ağaçlar “Bizim de bir kralımız olsun” demişler.
Bunun için önce zeytin ağacına sormuşlar:
Zeytin ağacı; bizim kralımız olur da bizi yönetir misin?
Bir zamanlar cimri bir adam yaşarmış. Öyle cimriymiş ki bütün mallarını altınla değiştirmiş. Bir çuval altını olunca da gidip bir ağacın dibine gömmüş.