Kuşlar Tiyatrosu
Kuşlar kendi aralarında bir tiyatro kurmuşlardı. İlk temsillerini vereceklerdi. Hepsi de çok heyecanlıydı. Kolay mı? O gece tüm orman onları seyretmeye gelecekti.
Kuşlar kendi aralarında bir tiyatro kurmuşlardı. İlk temsillerini vereceklerdi. Hepsi de çok heyecanlıydı. Kolay mı? O gece tüm orman onları seyretmeye gelecekti.
Bir zamanlar kimsenin bilmediği bir ülkede gül cenneti varmış. Burada rengarenk, birbirinden güzel güller yetişirmiş. Gül cennetinin olduğu yerde hava mis gibi gül kokarmış.
Bir kış günü bir kraliçe pencerenin önünde dikiş dikerken iğne eline batmış. Hemen bir parça pamukla elinden akan kanı silmiş. Keşke demiş kraliçe ” teni şu pamuk kadar beyaz, dudakları kan damlası kadar kırmızı ve saçları şu pencerenin pervazı kadar kara bir kızım olsa.”
Bir varmış, bir yokmuş; hayvanların mutlu yaşadığı bir ülke varmış. Bu ülkede ceylan, kaplumbağa, karga ve fare bir arada güzel güzel yaşıyormuş. Yurtları uzak, çok uzak bir yerdeymiş. Mutlulukları da bu yüzdenmiş.
Bir zamanlar bir tek leylek kalmış Afrika düzlüklerinde. Tek başına bir köyde yaşarmış. Kimi kimsesi, eşi dostu, hısım akrabası yokmuş. Kurbağa yakalar, onunla beslenirmiş. Kurbağaları severmiş sevmesine, ama o kadar çok avlarmış ki, sonunda nehirlerde hiç kurbağa kalmamış.
Ayna ayna, güzel ayna
Ayna ayna, şeker ayna
Ayna ayna, cici ayna; kim neler yaşamış anlat bana
Bir fare bir devenin yularını eline almış; kibirle “Durma, yürü bakalım” demiş.
Uysal deve yürümeye başlamış. Fare de kendini pehlivan sanmış.
Bir gün tilkinin biri bir kuyuya düşmüş. Çok uğraşmış ama bir türlü kuyudan çıkamamış. O sırada oradan bir teke geçiyormuş. Teke susadığı için kuyuya bakmış. Bir de ne görsün? Kuyuda bir tilki!
Bir zamanlar yoksul bir kadın varmış. Bu kadıncağız o kadar yoksulmuş ki yiyecek yemeği bile yokmuş. Bir gece açlıktan ve soğuktan bir köşede uyuyup kalmış. Rüyasında ak sakallı bir ihtiyar görmüş. Ihtiyar, eğer kediler sultanını bulabilirse yoksulluktan kurtulacağını söylemiş.
Bir zamanlar bir kadınla kocasının çocukları yokmuş ve çocuk sahibi olmayı çok istiyorlarmış. Gel zaman git zaman kadın sonunda bir bebek beklediğini fark etmiş.
Bir gün ağaçlar “Bizim de bir kralımız olsun” demişler.
Bunun için önce zeytin ağacına sormuşlar:
Zeytin ağacı; bizim kralımız olur da bizi yönetir misin?
Bir zamanlar cimri bir adam yaşarmış. Öyle cimriymiş ki bütün mallarını altınla değiştirmiş. Bir çuval altını olunca da gidip bir ağacın dibine gömmüş.